Kürtçe
15/12/2008
Kürtçe
Televizyonda Kürtçe alt yazılı diziler yayınlanacakmış. Hem de altyazılı olarak üç ayrı kürt lehçesi ile. Bu haberi duyunca iliklerime kadar ürperdim. Bahsettiğim televizyon bir devlet televizyonu olmasa, artsilik yapıyorlar deyip geçeceğim ama öyle değil.
Bir devletin çöktüğünü gösteren bir tek hadise yoktur. Bir çok hadise vardır: Yeteneksiz yöneticiler, ilkesiz yönetimler, cahil ilim adamları, beceriksiz gazeteciler,bir kısım aptal vatandaşların aptallıklarına bağlı olarak yaptıkları aklı evvellikler, yani geri zekalılıklar vs... vs...
TRT’nin haberleri arasında yer alan Kürtçe Dizi haberine duyunca içim ürperdi dedim ya aslında içim bir daha ürperdi demem lazımdı. Yapılan geri zekalılık mı desem, komedimi desem, şaka mı desem bilemediğim bu yeni durum karşısında nasıl bir tavır alacağını da kestiremiyor insan.
Yahu insan Allahtan korkmuyorsa kuldan utanır. Ondan da utanmasa işgal ettiği mevkinin hakkını vermek gibi bir gayretin peşinde olmaya çalışır. Kürt halkının yüzde kaçı Kürtçe okuma yazma bilir? Memleketin resmi dili olan Türkçeyi bile bütün dayatmalara rağmen okuyup yazmayı öğretemediğin, yıllarca kuru sıkı bir milliyetçilikle (ırkçılık anlamında söylüyorum) kendi ana dillerini öğrenmelerini engellediğin insanlara güya lütufta bulunmak gibi bir komediyi işlemekten bu devlet ne zaman utanacak, geri duracak bilmiyorum.
Kürtlere okumasını ve yazmasını bilmedikleri dillerinde alt yazılı filmler seyrettirip her halde büyük bir sorunu çözeceklerine inanıyor bizim siyaset monşerlerimiz.
Sadece bu bile bizde yönetici kadroların nasıl hödük olduklarını ve işgal ettikleri makamların haklarını veremediklerini, daha ciddi bir tabirle liyakatsiz olduklarını anlamak için yeterlidir. Muhtemeldir ki bu ahmaklığın içinde ana dillerini öğrenmemiş olan Kürtler bile yer alıyor.
Devlete bir öneride bulunmak hakkım var mıdır bilmiyorum ama var olduğunu sayaarak şöyle bir teklifte bulumak istiyorum:
Kürtlere Kürtçe alt yazılı diziler yapma şunu yap:
Önce Türkiye Cumhuriyeti olarak bir Kürt enstitüsü aç. Burada üç yıl beş yıl Kürtçe araştırmalar yaptırt. Sonra bu çalışmalar eşliğine lehçeleri de dahil olmak üzere Kürtçenin en çok konuşulan lehçesini esas almak kaydıyla bunu ilk ve orta öğretimde Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde bütün Kürt çocuklarına mecburi, isterlerse Türk çocuklarına seçmeli olarak, Kürtlerin az olduğu bölgelerde onlar için özel sınıflar hazırlayarak yine aynı şekilde Kürt olanlar için mecburi, olmayanlar için seçmeli ders olarak okutulmasını müfredatına koy. Buna paralel olarak daha önce kurulan enstitüyü bir Kürt Filoloji Fakültesine çevir. (Kısaltmasını da KFF yapabilirsin.) Bu fakülteleri doğudaki üniversitelere zorunlu kıl. Büyük şehirlerdeki (İstanbul, Ankara, İzmir gibi) üniversitelerde de bu fakültelerin kurulmasını şart koş, diğerlerini serbest bırak. Ondan sonra oradan çıkanlar Kürtçe dizi mi yaparlar, gazete mi çıkarırlar, ne yapmak istiyorlarsa kendilerine bırak. En sonra da Anayasana mı olur, başka bir yasaya mı olur, oraya şöyle bir madde ekle: Türkiye Cumhuriyet’inin Resmi Dili Türkçedir. İkinci ve resmi olmayan dili ise Kürtçedir. İsteyen istediği yerde konuşur. Resmi dairelerde memur kürtçe biliyorsa derdini hangi dilde anlatırsa anlatsın, evrakları Türkçe düzenlersin, mesele kalmaz. Böylece memleketin büyük bir çoğunluğu iki dilde yetişmiş olur. Onlara sonra bir de yabancı dil öğrenme mecburiyeti zaten var olduğundan bir de yabancı dil öğretirsin, kültürünü zenginleştirmiş olursun.
Bu sana hepi topu üç beş seneye ve üç beş milyara mal olur ama buna karşılık bir sürü lüzümsuzun ve kürt ırkçılığı yapanların ağzını da tıkamış olursun.
Başın selamete kavuşur, daha ne istiyorsun ey devlet!
Aslında daha ileriye götürebilirim teklifimi ama başıma bir iş açarsın diye korkuyorum.
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder!Televizyonda Kürtçe alt yazılı diziler yayınlanacakmış. Hem de altyazılı olarak üç ayrı kürt lehçesi ile. Bu haberi duyunca iliklerime kadar ürperdim. Bahsettiğim televizyon bir devlet televizyonu olmasa, artsilik yapıyorlar deyip geçeceğim ama öyle değil.
Bir devletin çöktüğünü gösteren bir tek hadise yoktur. Bir çok hadise vardır: Yeteneksiz yöneticiler, ilkesiz yönetimler, cahil ilim adamları, beceriksiz gazeteciler,bir kısım aptal vatandaşların aptallıklarına bağlı olarak yaptıkları aklı evvellikler, yani geri zekalılıklar vs... vs...
TRT’nin haberleri arasında yer alan Kürtçe Dizi haberine duyunca içim ürperdi dedim ya aslında içim bir daha ürperdi demem lazımdı. Yapılan geri zekalılık mı desem, komedimi desem, şaka mı desem bilemediğim bu yeni durum karşısında nasıl bir tavır alacağını da kestiremiyor insan.
Yahu insan Allahtan korkmuyorsa kuldan utanır. Ondan da utanmasa işgal ettiği mevkinin hakkını vermek gibi bir gayretin peşinde olmaya çalışır. Kürt halkının yüzde kaçı Kürtçe okuma yazma bilir? Memleketin resmi dili olan Türkçeyi bile bütün dayatmalara rağmen okuyup yazmayı öğretemediğin, yıllarca kuru sıkı bir milliyetçilikle (ırkçılık anlamında söylüyorum) kendi ana dillerini öğrenmelerini engellediğin insanlara güya lütufta bulunmak gibi bir komediyi işlemekten bu devlet ne zaman utanacak, geri duracak bilmiyorum.
Kürtlere okumasını ve yazmasını bilmedikleri dillerinde alt yazılı filmler seyrettirip her halde büyük bir sorunu çözeceklerine inanıyor bizim siyaset monşerlerimiz.
Sadece bu bile bizde yönetici kadroların nasıl hödük olduklarını ve işgal ettikleri makamların haklarını veremediklerini, daha ciddi bir tabirle liyakatsiz olduklarını anlamak için yeterlidir. Muhtemeldir ki bu ahmaklığın içinde ana dillerini öğrenmemiş olan Kürtler bile yer alıyor.
Devlete bir öneride bulunmak hakkım var mıdır bilmiyorum ama var olduğunu sayaarak şöyle bir teklifte bulumak istiyorum:
Kürtlere Kürtçe alt yazılı diziler yapma şunu yap:
Önce Türkiye Cumhuriyeti olarak bir Kürt enstitüsü aç. Burada üç yıl beş yıl Kürtçe araştırmalar yaptırt. Sonra bu çalışmalar eşliğine lehçeleri de dahil olmak üzere Kürtçenin en çok konuşulan lehçesini esas almak kaydıyla bunu ilk ve orta öğretimde Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde bütün Kürt çocuklarına mecburi, isterlerse Türk çocuklarına seçmeli olarak, Kürtlerin az olduğu bölgelerde onlar için özel sınıflar hazırlayarak yine aynı şekilde Kürt olanlar için mecburi, olmayanlar için seçmeli ders olarak okutulmasını müfredatına koy. Buna paralel olarak daha önce kurulan enstitüyü bir Kürt Filoloji Fakültesine çevir. (Kısaltmasını da KFF yapabilirsin.) Bu fakülteleri doğudaki üniversitelere zorunlu kıl. Büyük şehirlerdeki (İstanbul, Ankara, İzmir gibi) üniversitelerde de bu fakültelerin kurulmasını şart koş, diğerlerini serbest bırak. Ondan sonra oradan çıkanlar Kürtçe dizi mi yaparlar, gazete mi çıkarırlar, ne yapmak istiyorlarsa kendilerine bırak. En sonra da Anayasana mı olur, başka bir yasaya mı olur, oraya şöyle bir madde ekle: Türkiye Cumhuriyet’inin Resmi Dili Türkçedir. İkinci ve resmi olmayan dili ise Kürtçedir. İsteyen istediği yerde konuşur. Resmi dairelerde memur kürtçe biliyorsa derdini hangi dilde anlatırsa anlatsın, evrakları Türkçe düzenlersin, mesele kalmaz. Böylece memleketin büyük bir çoğunluğu iki dilde yetişmiş olur. Onlara sonra bir de yabancı dil öğrenme mecburiyeti zaten var olduğundan bir de yabancı dil öğretirsin, kültürünü zenginleştirmiş olursun.
Bu sana hepi topu üç beş seneye ve üç beş milyara mal olur ama buna karşılık bir sürü lüzümsuzun ve kürt ırkçılığı yapanların ağzını da tıkamış olursun.
Başın selamete kavuşur, daha ne istiyorsun ey devlet!
Aslında daha ileriye götürebilirim teklifimi ama başıma bir iş açarsın diye korkuyorum.