Avrupalı Olmamak Serefi
20/11/2008 -Kategori: Makaleler
Avrupalı Olmamak Serefi
Hasan Ürkmez
Necip Fazıl Avrupalı olmamayı bir şeref kabul eder. Onun bu kabulünü aynen alıyorum ve onaylıyorum. Avrupalı olmamak şerefi Avrupalı olmayan herkese yeter.
Neden mi?
Yeryüzü tarih boyunca ve şu anda Avrupa medeniyeti kadar sefil, Avrupa medeniyeti kadar insanın yaratılışına yabancı, Avrupa medeniyeti kadar insanı mutsuz eden, Avrupa medeniyeti kadar insana zulmeden, onun ruhuna taşınılmaz ağırlıklar yükleyen bir başka medeniyete tanıklık etmiş midir acaba?
Çinlilerin insanlara uyguladıkları işkenceler hepimizin malumu. Fakat Çin'in o akıl almaz işkence teknikleri bile insanın ruh dünyasına sirayet etmekten uzak kalmıştır .
İnsanoğlunun fıtratına ters düşen ne kadar iş varsa Avrupa medeniyetinde baş tacı edilmiştir. Erkek tanımsızdır Avrupa medeniyetinde; kadın tanımsızdır ve erkekle yanyana koyularak- erkeğe nispet edilerek tanımlanmak istenmiştir. Bu yüzden de yalnızca cinselliğiyle iş yapar bir mevkiye düşürülmüştür. Kısacası insan tanımsızdır, varlık tanımsızdır, eşya tanımsızdır, hadisat tanımsızdır. Hırslarına esir edilen insanların medeniyeti olmaktan başka bir anlayış geliştirememiştir medeniyet adına. Hukukları budur, iktisatları budur. Tarihte kendilerinden başkası yoktur. Tarihin oluşumunda eksen yalnızca
kendilerini görürler. Kurdukları geçim sistemi, ki adına ekonomi diyorlar, insanların birbirlerine karşı en acımasız yöntemlerle saldırmaları ndan başka bir şey değildir. Bu halin adına da rekabet diyorlar.
Tarihte dünyayı fesada veren Çinliler midir? Moğollar mıdır? Türkler midir? Araplar mıdır? Yoksa Avrupalılar mıdır? İki DÜNYA SAVAŞI’nın kahramanları Avrupa medeniyetinin çocukları değil midir?
«İnsan insanın kurdudur» diyen bir mantık, hayatı bu felsefe üzerine inşa eden, kendilerine hayat hakkı bulmak için başkalarına hayat hakkı tanımamayı ilke edinen bir topluluk ve bu topluluğun oluşturduğu medeniyet... Avrupa budur.
Avrupa kendinden başkasını da insan saysaydı, başka medeniyetlere ve o medeniyetlerin insanlarına reva gördüğü bu kadar işi yapar mıydı? Yapabilir miydi? Vicdanı bunları yapmaya elverir miydi?
Egoist ve kendinden başkasını yalnızca kendi menfaatleri mevzubahis olduğu müddetçe hesaba katan bu medeniyetten ve onun insanı ndan insanlık medet umabilir mi?
Bu hali göz önüne getirin ve bizdeki ahmakların ağzı açık batı hayranlığı yapmalarının ne kadar vahim olduğunu anlayın.
Avrupa'da insanlık lehine ortaya çıkan, eğer başkalarından araklamadı ysa, ne bir bilgi, ne bir felsefe ekolü, ne bir iktisat teorisi, ne bir teknolojik atılım, ne bir tarihi yargı, ne bir sosyolojik değerlendirme vardır. Olanların hepsi palavradır. Sıradan bir kozmoloji, basit bir ontoloji ve düzmece bir epistemoloji eşliğinde işi el çabukluğu marifetiyle halletmek batının en büyük maharetidir.
İşte bu yüzden batıdan, batı insanından ve onun medeniyetinden, ilminden -yani ilimsizliğinden-, irfanından -yani irfansızlığından topyekûn tiksiniyorum ve Avrupalı olmamakla şeref duyuyorum.
Yeryüzündeki bütün mutsuzlukların kaynağı olan bu medeniyete iliklerime kadar düşmanım.
"Ey düşmanım, sen benim ifâdem ve hızımsın
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın." (NFK)
Necip Fazıl Avrupalı olmamayı bir şeref kabul eder. Onun bu kabulünü aynen alıyorum ve onaylıyorum. Avrupalı olmamak şerefi Avrupalı olmayan herkese yeter.
Neden mi?
Yeryüzü tarih boyunca ve şu anda Avrupa medeniyeti kadar sefil, Avrupa medeniyeti kadar insanın yaratılışına yabancı, Avrupa medeniyeti kadar insanı mutsuz eden, Avrupa medeniyeti kadar insana zulmeden, onun ruhuna taşınılmaz ağırlıklar yükleyen bir başka medeniyete tanıklık etmiş midir acaba?
Çinlilerin insanlara uyguladıkları işkenceler hepimizin malumu. Fakat Çin'in o akıl almaz işkence teknikleri bile insanın ruh dünyasına sirayet etmekten uzak kalmıştır .
İnsanoğlunun fıtratına ters düşen ne kadar iş varsa Avrupa medeniyetinde baş tacı edilmiştir. Erkek tanımsızdır Avrupa medeniyetinde; kadın tanımsızdır ve erkekle yanyana koyularak- erkeğe nispet edilerek tanımlanmak istenmiştir. Bu yüzden de yalnızca cinselliğiyle iş yapar bir mevkiye düşürülmüştür. Kısacası insan tanımsızdır, varlık tanımsızdır, eşya tanımsızdır, hadisat tanımsızdır. Hırslarına esir edilen insanların medeniyeti olmaktan başka bir anlayış geliştirememiştir medeniyet adına. Hukukları budur, iktisatları budur. Tarihte kendilerinden başkası yoktur. Tarihin oluşumunda eksen yalnızca
kendilerini görürler. Kurdukları geçim sistemi, ki adına ekonomi diyorlar, insanların birbirlerine karşı en acımasız yöntemlerle saldırmaları ndan başka bir şey değildir. Bu halin adına da rekabet diyorlar.
Tarihte dünyayı fesada veren Çinliler midir? Moğollar mıdır? Türkler midir? Araplar mıdır? Yoksa Avrupalılar mıdır? İki DÜNYA SAVAŞI’nın kahramanları Avrupa medeniyetinin çocukları değil midir?
«İnsan insanın kurdudur» diyen bir mantık, hayatı bu felsefe üzerine inşa eden, kendilerine hayat hakkı bulmak için başkalarına hayat hakkı tanımamayı ilke edinen bir topluluk ve bu topluluğun oluşturduğu medeniyet... Avrupa budur.
Avrupa kendinden başkasını da insan saysaydı, başka medeniyetlere ve o medeniyetlerin insanlarına reva gördüğü bu kadar işi yapar mıydı? Yapabilir miydi? Vicdanı bunları yapmaya elverir miydi?
Egoist ve kendinden başkasını yalnızca kendi menfaatleri mevzubahis olduğu müddetçe hesaba katan bu medeniyetten ve onun insanı ndan insanlık medet umabilir mi?
Bu hali göz önüne getirin ve bizdeki ahmakların ağzı açık batı hayranlığı yapmalarının ne kadar vahim olduğunu anlayın.
Avrupa'da insanlık lehine ortaya çıkan, eğer başkalarından araklamadı ysa, ne bir bilgi, ne bir felsefe ekolü, ne bir iktisat teorisi, ne bir teknolojik atılım, ne bir tarihi yargı, ne bir sosyolojik değerlendirme vardır. Olanların hepsi palavradır. Sıradan bir kozmoloji, basit bir ontoloji ve düzmece bir epistemoloji eşliğinde işi el çabukluğu marifetiyle halletmek batının en büyük maharetidir.
İşte bu yüzden batıdan, batı insanından ve onun medeniyetinden, ilminden -yani ilimsizliğinden-, irfanından -yani irfansızlığından topyekûn tiksiniyorum ve Avrupalı olmamakla şeref duyuyorum.
Yeryüzündeki bütün mutsuzlukların kaynağı olan bu medeniyete iliklerime kadar düşmanım.
"Ey düşmanım, sen benim ifâdem ve hızımsın
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın." (NFK)